Risk Paylaştırma: Finansal Risklerinizi Nasıl Azaltırsınız?

Son Güncelleme: 23 Ağustos 2021

Bugün hesap bakiyenizdeki paranın işlemler ile kaybedilmesine karşı nasıl korunacağına dair yolları ve yöntemleri üzerine konuşacağız. Hayır hayır, tek bir işlem kaybına uğramadan göz açıp kapayıncaya kadar gelir elde edecek sihirli bir strateji vermeyeceğiz. Risk paylaştırmanın finansal risklerinizi azaltmanıza nasıl yardımcı olabileceğini açıklayacağız. Şimdi önce risk paylaştırmanın ne anlama geldiğini açıklayalım. Risk paylaştırma, yatırımcı sermayesinin çeşitli hesaplar ve varlık sınıfları arasındaki dağılımıdır. Bu strateji genel olarak işlemlerde birinin terse doğru gidince, hesabınızı büyük bir kayba veya batma noktasına gelmesini engelleyecek ve bunu çeşitlendirmeyi sağlayacak bir sistemdir.

Her şeyden önce bir trader, borsa olsun, forex piyasası olsun, herhangi bir piyasada kontrol edilemeyen ve piyasaya yön veren aynı zamanda dışarıdan müdahale edilemeyen kuvvetler olduğunu anlamalıdır. Hiç kimse piyasadaki fiyatın hangi seviyeye ulaşacağını %100 doğru tahmin edemez. Bu nedenle portföyünüzü çeşitlendirmek yani riski paylaştırmak çok önemlidir. Birçok çeşitli kaynaktan kar elde etmek sizin için çok daha avantajlı olacaktır.

Göründüğü kadar basit, birçok trader portföylerinde doğru bir şekilde risk paylaşımı yapmakta başarısız olur, bu da ne yazık ki fonlarının ve varlıklarının tamamını ya da bir kısmını kaybetmelerine yol açar. Önemli olan sermayenizi sadece birden fazla trade hesabı veya enstrüman arasında paylaştırmak değildir. En etkili yöntem işlemlerinizde risk paylaşımı yaparken çeşitli stratejiler ve yaklaşımlar kullanmaktır.

Risk Paylaştırma Örnekleri

Çeşitli risk paylaştırma örneklerini ele alarak inceleyelim. En basit yöntemle başlayalım. Paranızın bir kısmını profesyonel bir varlık yöneticisine emanet etmek. Bu durum, yapılan işlemlerde başka bir trader’ın sizden daha başarılı olduğu anlamına gelmez. Bilgi ve deneyimlerine bakılmaksızın tüm trader’lar işlemlerin bir kısmında başarılı olur bir kısmı ise kayıpla sonuçlanır. Bu nedenle hesabınızdaki para birden fazla trader tarafından yönetildiğinde işlemlerdeki büyük kayıpları ve hesabınızda yaşanabilecek olumsuz değişimleri azaltmanıza yardımcı olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta işlemleri aldığınız traderların geçmiş sonuçlarındaki başarıların yüksek olması gerekliliğidir.

Ve işte bir diğer risk paylaştırma örneği. Bu seferki örnek yatırımlarla ilgili. Eğer borsadan bahsediyorsak yatırım için birbiriyle hiçbir ilişkisi olmayan farklı endüstriyel alanlarda faaliyet gösteren şirketleri seçmenizi öneririz. Korelasyon oranları ve birbirinden etkilenme gücü az olacağı için fiyat hareketleri farklı hareket edecektir.

Örneğin bilişim teknolojileri ile ilgilenen bir şirkete yatırım yapabilirsiniz ya da e-ticaret hizmeti veren bir şirket ya da ilaç şirketi birbirinden tamamen bağımsız ve yatırım yapmak için seçebileceğiniz şirketler arasında olabilir. Yatırımlarınızı bu şekilde paylaştırmanız hesap bakiyenizin daima artıda olmasını sağlayacaktır. Birkaç ay önce korona virüs dünyada hızla yayılmaya başladığında borsada ciddi bir çöküş meydana geldi. Hisse senetlerinin değeri düşmeyen tek bir şirket bile yoktu. Ancak bazı şirketler bu çöküşün ardından hızlı bir iyileşme gösterirken bazılarının kriz öncesi seviyeye dönmesi yaklaşık 3-4 ay kadar sürdü. Buradan yola çıkarak risk paylaşımı yaptığınızda örneğin petrol ve gaz sektöründe yaşayacağınız finansal kayıp bilişim teknolojileri sektöründeki kazançlı yatırımlarınızla dengelenebilir.

Üçüncü risk paylaştırma yöntemi ise farklı korelasyonları olan ürünleri tercih etmektir.  Finans endüstrisindeki korelasyon iki finansal varlığın ya da menkul kıymetin birbirlerine göre hareket etme derecesini ölçer. Korelasyon katsayısı değeri -1’den 1’e düşmelidir. Bir yatırımcının korelasyon katsayısı “0” olan enstrümanları kullanması önemlidir. Bu durumda varlıklar hiçbir şekilde bağlanmaz. -1 değeri enstrümanların zıt yönlerde hareket ettiğini ifade ederken pozitif korelasyon varlıklar arasındaki ilişkiyi gösterir. Yani, enstrümanlar aynı yönde hareket eder ve her ikisini de yatırım portföyünüze dahil etmek, istediğiniz risk azaltımını elde etmenize yardımcı olmaz. Örnek verelim USDCAD ve AUDUSD pariteleri genellikle birbirine ters hareket eden paritelerdir. Birinin değeri yükseldiği zaman diğeri düşmektedir. Büyük olasılıkla olan bu oluşuma korelasyon diyoruz. Elinizde AUDUSD buy (Alım) pozisyonu varken aynı anda USDCAD sell (satım) pozisyonu açmak riskinizi 2 kat arttıracaktır çünkü korelasyon dolayısıyla ters hareket etme olasılığı çok yüksektir. Elbette korelasyon sistemleri belirli işlem zamanlarında ayrışma göstermektedir. Yukarıdaki örnek işlem zamanının birçok döneminde körele hareket ettiği için bu iki enstrüman üzerinden verilmiştir.